Müzmin Mutsuzluk: Ya Üzüntü Ruhun Hastalığıysa?

Kuvvetle ihtimal öyle.

Ama kimse sana “üzülme “ diyemez.

Üzülmek sadece bir sonuçtur.

Senin yaşadıklarını senin hissettiklerini senin deneyimlerini bilmeden kimse sana  “ üzülme “ diyemez.

Hayattaki en zor deneyimleri tenzih ediyorum.

Ancak diğerleri için ne kadar çok üzülüyor ve kendimizi yoruyoruz fark ettin mi?

Üzüntü bu alanda ruhun hastalığıdır.

Hayatımızda olan onca güzel şeyi fark ettin mi? Muhteşem bir evren mükemmel yaratılmış bir doğa ve bize sunulmuş sonsuz imkanlar…

Yaratıcı’ya şükretmeye kalksak yarattığı şeyler için ömrümüz yetmezmiş ya işte öyle…

Hayatına her an ne güzel renkler katılıyor fark ettin mi?

Güzel  insanlar, güzel sürprizler, tatlı küçük büyük hediyeler…

Bazen sadece karşılaştığım ve tanımadığım birinden tatlı bir gülümseme…

Hepsi Yaratıcı’nın dokunuşu ya işte öyle…

Kasvetli, üzüntülü, kederli ve acı beden ruhun bir seçim fark ettin mi?

Ölüm ve çok zor deneyimler hariç küçük büyük pek çok şey için bunu seçiyorsun fark ettin mi?

Hayatımızda bize verilen tüm imkanları görmezden gelip, bu mükemmel çalışan bedeni görmezden gelip, görebilme, okuyabilme hediyelerini görmezden gelip ne çok şikayet ediyoruz ve sızlanıyoruz…

Sızlandıkça kötü kaderini çalıştırıyorsun.

Sonra “Kötü kadar beni buldu.” diyorsun.

Bu kötü kaderin seninle bir alıp veremediği yok.

Mutlak kaderimiz yaşanacak; bu mutlak.

Ruhsal olarak verdiğin zorlayıcı, acıtıcı deneyimler yaşanacak bu mutlak.

Onun haricinde kaderini yaratan, kaderini büken sensin.

Bu sana bu ahir ömründe verilmiş en güzel hediyelerden biri.

Ancak güzeli de seçmek acıyı da seçmek biraz da bizim elimizde…

Ne kadar bizim elimizde sorma.

İnan gayb alemi.

Bunu söylemek hadsizlik olurdu.

Bu acı bedenden çıkmak senin seçimin.

Peki acı beden değilsen etrafında acı beden dolu diğerleri varsa ne yapacaksın?

İlk görevin farkındalık yaratmak…

Bunu hiç fark etmemiş olabilir.

Ben bu konuda diğerlerini uyardığım da kendilerini hiç duymadıklarını, hiç fark etmediklerini ve bana minnettar olduklarını söylerler çoğu zaman…

Çünkü sızladığınız şeyleri tekrar yaratıyoruz.

Ve sızlandığınız şeyleri büyütüyoruz.

Diğerleri bu sızlanma işinde ısrarcıysa ne yapmalısın?

Bence kaç kurtul.

Uyardın, öneride bulundun, destek oldun…

İnan bunu aynaladığında karşı tarafa; ona göre garezin olduğunu düşünebilir o kadar duymak istemiyor.

“Bana garezin mi var ?“derse şaşırma…

“Yok canımın içi sadece sürekli sızlanıyorsun, sürekli çöpünü döküyorsun ve bunu hiç bırakmıyorsun ve inan bu beni çok yordu .”diyememiş olabilirsin.

Ya da belki de söylemelisin.

Hangi uslupta istersen.

Yüksek nezaketli, politiklikle, objektiflikle yapabileceğinden eminim.

Sızlanan insanlarla olmak zorunda değilsin.

Arkadaşlık dostluk dertlenmeleri dinlemeyi de gerektirir.

Ancak bu dertlenme çok uzar, ağdalaşırsa inan bunun adı “Sızlanma ve acı beden.”

Hayatında varlık içinde yokluk yaşayan, sahip olduğu şeyler görmezden gelip olunca şikayeti olan enerji Hortumcular yerine….

Neye sahip olduklarını odaklanan tatlı bir gülümsemeyle sana bakan hayatında zevki, hazzı, keyfi seçebilen insanlarla süsle.

Tabi zevk, haz ve keyif derken dengeli, ahenkli, sorumluk sahibi, etik, ahlaklı, düzgün olanı kastediyorum.

Müzmin mutsuzları için destek olabilirsin.  

Ancak müzmin mutsuzluk enerjisinin içinde bulunmak zorunda değilsin.

Derhal konuyu değiştir.

Derhal odağını değiştir.

O da olmuyorsa,

Derhal konumunu değiştir.

Sen yardım etmek için sürekli el uzatırsın.

O ise sürekli hayatının ne kadar berbat ve çekilmez olduğundan bahseder.

Sen ona yöntemler sunar, imkan tanırsın.

O bunu denemez bile.

Sen onun için yaparsın ve nasıl yapmasını gerektiğini öğütlersin.

O ise tamamen sana yıkılır.

Sen ona birkaç teknik önerirsin.

O ise vaktini sızlanmak için geçirir.

Acı veren, seni aşağı çeken, sızlanan, enerji hortumcularının sürekli kendi çöplerini üzerine dökmelerine izin verme. Bu en başta senin kendine sorumluluğun.

Enerji hortumcusu çöpünü dökerek,

Hayatındaki olumsuz şeyleri tekrar yaratıyor bunu fark etmesini sağla.

Ve ortalığa çöpünü dökerek hem senin hem ortamın enerjisini hortumlanıyor.

Sonra enerjini hortumladığı için onun keyfi yerinde, enerjisi yüksek, bir bakmışsın senin başın ağrıyor, sırtın ağrıyor, enerjin yok ve hiç halin yok.

Bileşik kaplar kanunundaki gibi birleşmiş kaplardan enerji sızlanan kişi akıyor.

Sonra “Neden bu kadar kötü oldum ?” diye düşünür durursun.

Bu kişilerden uzak durmayı öğrenmelisin.

Uzak duramayacağın alandalarsa sızlanmaya başladıklarında uzaklaşarak belki öğrenmelerine rehberlik edersin.

Bazıları melankoli seviyor yapacak bir şey yok.

Sen de neşeyi seviyorsun.

Ve hep sev olur mu?

Şikayet ya da şükür hepsi seçim.

Neşe ve şükür hayattaki en yüksek frekanslar.

Ve inan neşe ve şükür frekansında çıkabilmek için her şeye sahibiz.

Hayatında çok zor deneyimler atlatanları da duama kattım.

Onların bu zor deneyimlerini kolaylaşmasını diliyorum.

Ve bu anlattıklarımdan kendilerini tenzih ediyorum.

Müzmin mutsuzları da duama kattım.

Hayatta şükredeceğimiz her şeyi tatlı sebeplerle görebilelim diliyorum.

Hepimiz için diledim.

Sen acımadan öğren diye yazdım…

Dünyayı sevgi kurtaracak…

Bilin istedim…

Onedio okurlarım için koşulsuz sevgiyle …

Instagram

Web Sayfası

Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir